Petrol - Doğalgaz Üretimi ve İşlenmesi

Network

Yönetici
Yönetici
#1
Petrol - Doğalgaz Üretimi ve İşlenmesi Nasıl Yapılıyor?

Ham petrol ve doğalgaz, hidrokarbon üretiminin büyük bir bölümünü oluşturur. Bitümlü kumdan katı kerojene kadar uzanan çeşitli aşırı ağdalı petrolitleri ile ilk kez Kuzey Rusya’da bulunan hidratlar biçiminde donmuş doğal gazlar ve çok derin su örtüsünün yüksek basıncı altında çözünmüş doğal gazlarsa, henüz işletilmeye başlanmamıştır.

Ticaret değeri olan ham petrolün ya da doğalgazın varlığı, ancak kuyu açılarak doğrulanabilir. Günümüzde edinilen deneyimler ve teknik gelişmeler, çok derin yataklara ulaşmayı sağlamıştır. Petrol arama işlemlerinin ilk ortaya çıktığı dönemde açılan kuyuların derinliği iple ölçülür. Kayanın sertliği kulede görülen sarsıntıyla anlaşılır, kuyudan çıkarılan çamurun verimiyse parmaklarla yoklanarak saptanırdı. Bazen farkında olunmadan bir yatağa rastlanır ve petrol fışkırırdı. 1930 yılına doğru, öbür bilim adamlarının da katkılarıyla, petrol mühendisliği alanında gelişmeler başladı. Yerbilimciler, kayaçların yaşını mikroskopla inceleyip saptama yöntemine başvurarak, petrol bulunabilecek alanların özelliklerini belirlediler. Böylece, kuyu açma işleminden önce, kayaçların oluşumunu tanıma olanağı bulundu. Çıkarılan ilk örneğin niteliğini inceleme göreviniyse, kimyacılar üstlendi. Ardından, öbür araştırmacıların yorumları, yerbilimsel bilgilerle birleştirildi. İşlemlere getirilen otomatikleşme, denetim altında güvenli .çalışmayı sağladı ve donatımlar sürekli geliştirildi.

1975’te üretim yapan kuyuların sayısı 600 000’in üstündeydi; 1978’deyse yalnızca A.B.D’nde 48000 yeni kuyu açıldı. Bu arada, teknolojideki dev gelişme sonucu, yaklaşık 100 ülkede, deniz ve göllerde de kuyu açma çalışmalarına başlandı. Günümüzde su altında 1 000 metreden derin kuyular açılabilmektedir.

Petrolün doğal enerjiyle, yani yatak dibindeki suyun basıncı, doğal gazın genleşmesi ya da bu iki gücün birleşimiyle çıkarılmasına “birincil üretim” denir. Kuyuya dışardan ek su, gaz ya da başka sıvıların pompalanmasıyla da “ikincil üretim” yapılır. Ama, birincil üretimde genellikle su kullanan Sovyetler Birliği’nde olduğu gibi petrol yatağına akışkan pompalanması, birincil üretim ile ikincil üretim arasındaki ayrımı belirsiz hale getirir. Değişik çıkarma yöntemleri kullanılarak, "üçüncül üretim"de yapılabilir.

Kayaç “kapan”ları ya da petrol kumu içindeki petrolün ve ağır petrolün çıkarılabilmesi için ek enerji gereklidir. Bu yolla elde edilen ürüne “artırılmış verim”le kazanılan ve ‘“geleneksel olmayan” petrol denir. Ağır petrol A.B.D’nin bazı bölgelerinde çıkarılmaktadır; ama Batı Kanada’da, Venezuela’daki Orinoco havzasında, Irak’ta ve bazı başka bölgelerde bulunan büyük yataklar henüz değerlendirilmemiştir. Bununla birlikte, Kanada’da bu konuda yapılan tasarılar oldukça ileri aşamadadır. Ticari değeri olan petrol kumlan, yalnızca Kanada’da bulunur. 35 milyar ton işlenebilecek petrol kapsayan bu kumlardan, 2000 yılına doğru günde 1 milyon varil petrol üretilebileceği sanılmaktadır.

Dünyada bitümlü şistlerden petrol üretme işlemi çok eskiye dayanmakla birlikte,günümüzde belirgin üretim yalnızca üç ülkede görülür. S.S.C.B’nde , Es- tonya’da üretilen bu tür petrolün tümü, elektrik santrallerinde yakıt olarak kullanılır. Çin’de Fuşun’ da, bitümlü tabakalar taş kömürünün üstünde yer alır ve iki enerji kaynağının birlikte çıkarılması, maliyeti düşürür; Brezilya’da da aynı tür petrol yatakla- : rı işletmeye açılmıştır. A.B.D’nde petrol arama ve çıkarma çalışmalarının yoğunluğuna karşın, kuzey Kayalık Dağlar’daki Piceance havzasında su yetersizliği ve artıkları yok etme sorunu nedeniyle henüz işletmeye açılmamış büyük rezervler bulunmaktadır

Boru hatları ve okyanus aşırı taşıma

Petrol istemi arttıkça,petrol ürünlerini taşımada boru hatları en ekonomik yol olmuştur. Kıyıdaki ya da iç bölgelerdeki rafinerilerden ve ana dağıtım merkezlerinden petrol ileten bu sistem, önce Kuzey Amerika’da, sonra Sovyetler Birliği ve Avrupa’da uygulanmıştır. Son yıllarda buluların çapı ve uzunluğu artmış, hem karada hem denizde boru döşeme yöntemleri geliştirilmiş, boru ,.pmmda kullanılan gerecin niteliği iyileştirilmiş, akaryakıt akışını otomatik olarak sağlayan düzenler ve yok duvarlı denetim yöntemleri geliştirilmiştir. Karada her vere döşenebilen petrol borularının yapı 1,25 cm’yi bulur, su altındaysa çapı 1 m’yi geçmeyen borular döşenir ve boru hattı, 160 m derinliğe kadar döşenebilir.

Boru hatları bazı bölgelerde aktarma işleminde kullanılır. Sözgelimi, Süveyş kanalına giremeyen büyük tankerler. Süveyş-Akdeniz boru hattının güney ucunda petrolü boşaltırlar ve bu petrol, hattın kuzey ucundan daha küçük tankerlere yüklenerek, Güney Avrupa limanlarına ulaştırılır. Boru hatları, kara ve denizde doğal gaz taşımacılığında da kullanılır. En önemli boru hatları Meksika Körfezi ve Kuzey Denizi’nde kurulmuştur. Cezayir-İtalya arasında yapımı süren Cezayir-Sicilya, Sicilya-İtalya hatları, derin boğazlardan geçecektir. Cezayir’i İspanya ve Fransa’ya, Kuzey Denizi’ndeki yatakları Norveç’e bağlayacak boru hatlarıysa henüz tasarı halindedir.

Son yıllarda önem kazanan tankerlerle okyanus- aşın sıvı gaz taşımacılığı, büyük bir atılım içindedir. 1975 yılında 20 sıvı gaz tankeri vardı ve toplam yük sığaları 1 milyon metre küptü; ayrıca toplam yük sığası 5 558 000 metre küpü bulacak 48 tanker yapım halindeydi. Günümüzde Cezayir’den Britanya, Fransa ve A.B.D’ne Libya’dan İspanya ve İtalya ya, Abu Dabi, Brunei ve Alaska’dan Japonya'ya gaz taşıyan tankerler, deniz trafiğini büyük ölçüde yoğunlaştırmışlardır. Ayrıca, doğal gazdan elde, edilen metan olun olağan tankerlerde taşınmasının gerçekleştirilmesi beklenmektedir.

1950 den bu yana, uluslararası petrol ticaretinin gelişmesiyle doğru orantılı olarak, nam petrol tankerlerinin boyutları da arttı. Bu dev tankerler her limana giremedikleri için, petrol depolama limanları kuruldu ve yükü denizde dana küçük tankerlere aktarma gibi yöntemler geliştirildi. Ne var ki, kazalarda dökülen petrolün denizde büyük çaplı kirlenmeye yol açması yüzünden, bu dev tankerler petrol taşımacılığı riskini de artırdı. 1967’de görülen bu tür büyük bir kaza sonucu, petrol ve tanker şirketleri güvenlik önlemleri almaya başladılar. Böylece, tankerlerin donatımı, yükleme ve boşaltma düzenleri, sigorta ve tazminat ödentisi, petrolle kirlenen kıyıların temizlenmesi, konularında önemli gelişmeler oldu. Devletlerarası. Deniz Danışma Örgütü (Intergovernmental Maritime Consultatıve Organizatıon), uluslararası işbirliğini büyük ölçüde artırdı.

Depolama ve İşleme

Ham petrol ve doğal gaz için en iyi depolar, gerçekte, doğal yataklarıdır. Yapay depolar hem büyük yatırımlar gerektirmekte, hem de yakıtın niteliğini değiştirmektedir. Bununla birlikte, temel ticari amaç malın kuyudan tüketiciye sürekli sağlanması olduğu ¡imhanı petrol limanlarına ve dağıtım merkezlerine büyük oranda depolama olanakları sağlanmıştır. Yeni gelişmeler, yer altındaki eski tuz yataklarında, eski kömür ocaklarında ve sert kaya kütleleri içinde açılmış kovuklarda depolama yönündedir. Ayrıca, Abu Dabi’de olduğu gibi, deniz yatağına yerleştirilmiş dev tanklar, üretim platformlarının yakınına demirlemiş tankerler ya da platformların donatımı içinde yer alan tanklar da, denizlerde açılan kuyuların depolama düzenini oluşturur.

Öte yandan depolama tankları, rafineriler için de kaçınılmaz donatımlardır. Yalın bir rafinende, ham petrol damıtılarak, gaz (bir bölümü rafineride yakıt olarak kullanılır), hafif benzin, nafta, mazot ve kalın fuel oil elde edilir. Hafif benzin yalın bir kimyasal işlemle, otomobillerde kullanılacak hale getirilebilir.Oktan sayısı 40 olan nafta, işlenerek 95-105 oktana çıkarılabilir; sonra hafif benzinle birleştirilip, otomotiv alanında istenen 90 oktanlık yakıt elde edilir. Rahnende ham petrolün daha ayrıntılı yöntemlerle işlenmesiyle, farklı nitelikte ürün sayısı büyük ölçü artırılabilir.
 
Üst