Petrol ve Doğalgaz Hakkında Konu Özeti

Network

Yönetici
Yönetici
#1
Çağdaş dünyada kullanılan enerjinin dörtte üçü, petrol ve gazdan elde edilir. Bu enerji kaynakları, bulundukları ülkelere aynı zamanda siyasal ve ekonomik üstünlük sağlarlar. Ne var ki, oldukça sınırlı olan yatakları işletme konusu, sürekli tartışma ve çatışmalara da neden olmaktadır.

“Hidrokarbonlar” diye nitelenen, karbon ve hidrojenin birleşmesinden oluşan petrol ile doğal gazın, metandan (doğal gazın temel bileşeni) daha Karmaşık moleküllü bileşiklere kadar birçok türü vardır. Ham petrol, milyonlarca yıl önce deniz dibinde toplanan organizmaların bozulması sonucu oluşmuş ve sonraki dönemlerde tortul kayaçların altında kalmıştır. Doğal gaz da, benzer bir kökene dayanır; ama oluşumu daha yalındır; bitki artıklarının bataklık alanlarda bozunmasından kaynaklanır. Doğal gaz, ayrı bir yatakta toplanmasının yanı sıra, hafif ham petrol içinde çözelti halinde ya da bir gaz “kapananda bulunabilir.

Doğanın çok çeşitli oluşumları uyarınca, hidrokarbonların bileşimi de birbirinden çok farklı olabilir. Sözgelimi, hafif ve sıvı ham petrol, yüzeye çıktığında sıvı halinde yoğunlaşan gazlar, ısıtılarak akışkan duruma getirilen ağdalı ağır petrol ve katı kerojen gibi çeşitli türler vardır. Ayrıca ham petrol, içinde bulunan yabancı maddelere göre de farklılık gösterir. Sözgelimi doğal gaz ya da petrolde bulunan yabancı maddelerden kükürt, istenmeyen bir maddedir ve hava kirlenmesinin önlenmesi için, üründen ayrılması zorunludur. Doğal gazda ayrıca, karbon dioksit (Meksika’da bazı alanlarda yüzde 50) ya da azot (Danimarka’nın batı bölgelerinde yüzde 90) gibi yanıcı olmayan gazlar vardır. Hidrokarbonların bu çeşitliliği konusunda elde edilen bilgiler, kaynaklan en iyi içimde değerlendirme olanağı verir.

Petrol ve doğal gaz araştırmaları

Hidrokarbonlar, tortul kütlelerde oluştukları için, gözenekli kayaçlar arasında süzülerek yer değiştirirler ve geçirimsiz kayaçların bulunduğu bölgelerde birikirler. Petrol araştırmaları çoğunlukla, yeryüzü hareketlerinden pek etkilenmemiş tortul kayaçların bulunduğu bölgelerde yoğunlaşır. İlk araştırmalar petrol ya da gaz belirtileri bulunan topraklarda yapılmıştır. Bu sanayi başlangıçtan bu yana uluslararası nitelikte olmuş, Romanya’da uygulanan ilk kuyu açma girişimlerini A.B.D ’ndeki yeni bulgular izlemiştir: Sovyetler Birliği’nde üretim 1873’te (Baku’da), Cava’ daysa 1888’de başlamıştır (Royal Dutch Shell Şirketi 1890’da kurulmuştur). İran’da petrol, sekiz yıllık bir aramadan sonra 1908’de bulunmuştur. 1912’de İngi- liz-İran Petrol Şirketi (daha sonra British Petroleum adını aldı) ilk petrol ürününü İran’dan gemiye yüklediğinde, A.B.D., S.S.C.B. ve Doğu Hint adaları petrolünün rekabetiyle karşılaşmıştır.

İlk dönemlerin tersine, günümüzde yerbilimcilerin

elinde birçok yeni aygıt vardır: Havadan ve uydulardan çekilen resimler; radyoaktiflik ölçümüyle kayaç yaşının saptanması; vb. Günümüzde yerbilimciler en sarp arazilere bile helikopterlerle ulaşabilmektedir. Ayrıca, petrol araştırmaları, yer kimyacıları ve bilgisayar operatörleri gibi çeşitli uzmanlar taralından her yönden desteklenmektedir.

Yerbilimin sağladığı yeni bilgiler ve geliştirilen teknikler sayesinde, işletilebilir yeni petrol ve gaz yatakları bulunmuş, bu yatakları ortaya çıkarma olanağı, kuyu açma aygıtlarında yapılan yeniliklerle büyük ölçüde artırılmıştır. Derin deniz kuyuları açılması ve uydularla geniş alanların resimlerinin çekilmesi gibi gelişmiş tekniklerin kullanılması, yeni bir atılım yapılmasını sağlamıştır.Yer’in akışkan çekirdeği üstünde yerkabuğu tabakalarının hareketine ilişkin yeni kuram, petrolün bulunduğu tortul havzaların oluşumu konusunda yem düşüncelerin gelişmesine yol açmıştır.

Petrol ve doğal gazdan yararlanma biçimleri

Yüzeydeki ya da elle kazılabilecek derinliklerdeki petrolün kullanılmasına çok eski çağlarda başlanmıştır. Ama bu ürünün eski kullanımı,yara almış teknelerin onarımı gibi çok yalın işlerle sınırlıdır. Petrol sanayisi ilk olarak Pennsylvania’daki (A.B.D.) Drake kuyusunun açılmasıyla (1895) başladı. İlk yakıt olan odunun yerini, petroldan önce kömür aldı. Petrol önceleri yalnızca aydınlatma ve yağlamada kullanıldı. Ama petrol üretimi arttıkça, bu ürünün kömüre oranla üstünlüğü açık seçik görülmeye başlandı. Sıvı olduğu için kullanımı daha kolaydı ve kimyasal bir bileşik olduğu için, arıtılmasıyla çok çeşitli türev açmıştır.

Petrol ve doğal gazdan yararlanma biçimleri

Yüzeydeki ya da elle kazılabilecek derinliklerdeki petrolün kullanılmasına çok eski çağlarda başlanmıştır. Ama bu ürünün eski kullanımı,yara almış teknelerin onarımı gibi çok yalın işlerle sınırlıdır. Petrol sanayisi ilk olarak Pennsylvania’daki (A.B.D.) Drake kuyusunun açılmasıyla (1895) başladı. İlk yakıt olan odunun yerini, petrolden önce kömür aldı. Petrol önceleri yalnızca aydınlatma ve yağlamada kullanıldı. Ama petrol üretimi arttıkça, du ürünün kömüre oranla üstünlüğü açık seçik görülmeye başlandı: Sıvı olduğu için kullanımı daha kolaydı ve kimyasal bir bileşik olduğu için, arıtılmasıyla çok çeşitli türevler elde edilebilmekteydi. 1925 yıllarında A.B.D ’nde bile, lokomotiflerde yakıt olarak hâlâ,yüzde 90 oranında kömürden yararlanılıyordu; ama zamanla fırınlarda, kazanlarda, fabrikalarda, lokomotiflerde ve ¡enlilerde kömürün yerini fuel oil aldı. Petrolün da- ıa hafif türevleri de otomobillerde, uçaklarda ve petrokimya sanayisinde kullanılmaya başlandı. Petro- kimya sanayisinde, plastik maddelerden yapay liflere ve ilaçlara kadar çok çeşitli ürünler elde edildi. Bütün bu gelişmeler .İkinci Dünya savaşından sonra petrol istemini en yüksek düzeye çıkardı. S.S.C.3..Doğu Avrupa ülkeleri ve Çin dışında, dünya petrol tüketimi, 1960’ta 488 milyon tonken.l973’te 2,34 milyar tona yükseldi. 1975’te kısa bir düşme döneminden sonra, tüketim yeniden artmaya başladı ve 1977’de 2,4 mil- ar tona ulaştı. Sanayileşmiş ülkelerde 1972-1977 yıları arasında petrol istemindeki artış oranı yüzde 8 oldu; buna karşılık sosyalist ülkeler göz önüne alınmazsa, dünyadaki artış oranı yüzde 48’i buluyordu. Tüketim sayıları pek kesin olmayan sosyalist ülkelerle birlikte, toplam dünya petrol tüketimi 1977’de yaklaşık 3 milyar ton oldu. Tüketim biçimleri de ülkeden ülkeye değişti. Sözgelimi, A.B.D’nde petrolün yüzde 50’si ulaştırmada, yüzde 10’u da sanayide, Batı Avrupa’daysa petrolün yüzde 28’i sanayide, yüzde 30’u ulaştırmada tüketilir. Dünyada temel yakıt olarak ilk sırayı benzin alır (1977’de yüzde 27,5); onu fuel oil izler (yüzde 26,5).

Doğal gaz genellikle konut ve işyerlerinin ısıtılmasında, yemek pişirmede ve petrokimya sanayisinde kullanılır. Ayrıca, bazı fabrikalarda ve elektrik santrallerinde temizliği nedeniyle çok tutulan bir yakıt türüdür. Bu gazın tüketimi, elde etme kolaylığına ve tüketici ülkenin sanayileşme düzeyine bağlıdır. Sözgelimi, 1974’te Hollanda,büyük ölçüde doğal gaz üretimi sonucu, kişi başına tüketimde A.B.D ’ni çok geride bırakmıştır (1 000 termi). Öte yandan Japonya, doğal gaz kaynaklarının azlığı ve çevresinde büyük bir yatak bulunmaması nedeniyle, en az gaz tüketen ülkedir (kişi başına 50 termi). Doğal gaz, hidrokarbon tüketiminde dörtte bir oranında yer tutar. Son yirmi yılda petrol ve gaz sanayisi yapısında çok önemli değişiklikler ortaya çıkmıştır. 1952’de yedi büyük şirket grubu yani British Petroleum, Gulf Oil, Roval Dutch Shell, Mobil, Exxon (Esso), Standard Oil of California (Chevron) ve Texaco, Kuzey Amerika ile sosyalist ülkeler dışında, yapılan satışların yüzde 75’ini gerçekleştirmişlerdir. Ama, 1960’tan bu yana küçük şirketler, üretim alanında daha büyük paylar almaya başlamışlardır (bu şirketler A.B.D. dışında ucuz petrol arama yolunu seçmişlerdir). 1970 yıllarında büyük petrol şirketlerinde olağanüstü bir gelişme görülmüş, bu arada gerek büyük kuruluşlar, gerek küçükler, petrol üretimlerinin yanı sıra, arıtma ve pazarlama çalışmalarını da genişletmişlerdir

yıllarında büyük petrol şirketlerinde olağanüstü bir gelişme görülmüş, bu arada gerek büyük kuruluşlar, gerek küçükler, petrol üretimlerinin yanı sıra, arıtma ve pazarlama çalışmalarını da genişletmişlerdir.

Petrol arama ve çıkarmada kısıtlamalar

Petrol sanayisinin ilk 60 yılında araştırmacılar, istedikleri yerde petrol arayabiliyorlardı. 1918’de Sovyetler Birliği, sınırlarını ortak petrol arama çalışmalarına kapadı. Bu ülkeyi, 1938 ae Meksika izledi. Ama söz konusu iki ülke dışında, araştırmacılar, herhangi bir havzada elde ettikleri yeni bilgileri, başka bölgelerde uygulamayı bir süre daha sürdürdüler. Ne var ki, hükümetlerin bu konuyla günden güne artan biçimde ilgilenmeleri, araştırmalara bazı kısıtlamalar getirdi.

Siyaset, petrolün bulunması ve üretilmesinde her zaman etkili olmuştur. OPEC ve sosyalist ülkeler dışında, yalnızca Meksika, petrol sanayisini dış yardım almadan yürütür. Öbür ülkelerde, yabancı sermayeye, emek ve teknik bilgi getirme koşuluyla petrol arama haklan verilmektedir. Bununla birlikte, arama koşullan ve petrol bulunduktan sonra işletme için verilen haklar, ülkeden ülkeye değişir. Dolayısıyla, gelecekteki petrol arama çalışmalarının ne yönde gelişeceğini ya da gelişen sanayinin yeni bölgelerde petrol arama uygulamalarını ne yönde etkileyeceğini önceden kestirmek çok zordur.
 
Üst